Nereye ait olduğumu kendime kaç senedir soruyorum bilmiyorum ama en az on sene vardır. Daha doğru ifade edecek olursam soru sormuyordum. Kendimi hiçbir yere ait hissedememekten yakınıyordum. Sesli dile getirmesem de içimde konuşan ses hiçbir yere ait hissetmediğini nefes almaksızın söylüyordu.
Doğduğum aileye, yaşadığım semte, eve, gittiğim yerlere, bulunduğum ortamlara… Tam her şey yolundayken gülüp eğleniyorken bir anda içimdeki sesi duyuyordum “bak gördün mü, burası da değil”. Bir yerlere ait hissetmeliydim, ait olmalıydım.
Terapi sürecimde de konu bir şekilde aidiyet duygusuna geliyordu ama hemen geçmek istiyordum, konuşmak istemiyordum. Çünkü sorarsam cevap bulmalıydım ve o zaman da cevabını bilmediğim bir şeye cevap bulma baskısı, stres, uykusuzluk, çarpıntı. Yorucuydu çünkü cevabı yoktu. Bazı sorulara “bilmiyorum” cevabı verebileceğimi öğreneli biraz zaman geçmişti ama bunun normal olduğunu kabul etmemin üzerinden daha yeterince zaman geçmemişti.
İçimdeki soran ses hiç susmadı ama “bilmiyorum” cevabı pratikleriyle kendi üzerimde hissettiğim baskıyı kontrol edebilir hale gelmiştim. Cevabı şimdi bulmak zorunda değildim. Zamanı gelince cevap da elbet gelirdi.
Ve dün ilk defa “bulunduğum her yere aitim” dedim. Bir anda, kendiliğinden, hesapsızca, olduğu gibi, sıcacık çıkıverdi ağzımdan. Düşündüm neydi, kimdi ki aidiyet? Ait olmayı, ait hissetmeyi o kadar farklı koşullarla özdeşleştirmişim ki, sevilmek, değerli hissetmek, kabul edilmek, onaylanmak, başarılı olmak ve daha sayamadığım duruma , ortama göre değişen tek tek veya bunların toplamı duygular. Bunların ortak noktası hepsini zaman zaman dışarıdan beklememdi. Tabii ait olamazdım, hissedemezdim.
Sonra şu iki cümle zihnimde dolaştı “olduğum her yere aitim” ve “olduğum hiçbir yere ait değilim”.
Varlıkla yokluk/hiçlik hayatımda ilk defa aynı anlamı ifade ediyordu. Çok şaşırdım ama evet ikisi aynıydı. Şaşkınlığım geçmedi, hala şaşırıyorum 😊
Oturduğum eve, yaşadığım şehre, bindiğim arabaya, yürüdüğüm yollara, oturduğum sandalyelere, yemek yediğim masalara, gördüğüm mavilere, yeşillere, yüzdüğüm denizlere, tırmandığım dağlara…
Seneler sonra kendiliğinden Bozburun’da gelen cevaba…
Hepsine aitim ve hiçbirine ait değilim.